İngiltere'de Piknik Kültürü: Parklarda Keyifli Bir Gün
Yeme & İçmeGökyüzünde bulutların arasından sızan ilk gerçek güneş ışığıyla birlikte bu ülkenin insanlarında tuhaf bir hareketlilik başlıyor. Termometreler 18 dereceyi gösterdiği an, sanki gizli bir komut verilmiş gibi herkes evinden fırlayıp en yakın yeşil alana koşuyor. Türkiye'de piknik denince aklımıza gelen o dumanlı mangal başı sahneleri, semaverler ve devasa kilimlerin yerini burada bambaşka bir ritüel alıyor. İngiltere'de piknik kültürü, sadece yemek yemek değil, kelimenin tam anlamıyla güneşi yakalama ve açık havada sosyalleşme sanatı.
Güneşin İlk Işığı ve Parklara Hücum
İngilizlerin güneşle olan ilişkisi gerçekten ibretlik. Kış boyunca gri gökyüzüne alıştıktan sonra, baharın gelişiyle parklar adeta birer insan denizine dönüşüyor. İnsanlar öğle aralarında, hafta sonlarında ya da iş çıkışlarında kendilerini çimlerin üzerine bırakıyor. Üstelik bunun için organize bir hazırlığa da gerek duymuyorlar; bir süpermarketten alınan sandviç ve bir şişe soğuk içecek piknik yapmak için yeterli sebep sayılabiliyor.
Piknik Çantasının Olmazsa Olmazları: Ne Yenir, Ne İçilir?
Burada piknik menüleri pratiklik üzerine kurulu. Kimse sarmalar açıp, börekler pişirmek için saatlerini harcamıyor. Alışveriş listesinin yıldızı genellikle süpermarketlerin o meşhur "Meal Deal" paketleri oluyor. Sandviç, cips ve içecek üçlüsü en hızlı çözüm. Bütçeyi sarsmadan büyük bir piknik grubu doyurmak istiyorsanız, en mantıklı strateji haftalık alışverişin büyük kısmını yaptığımız Aldi veya Lidl’a uğramak. Bu marketlerde satılan humus, havuç çubukları, mini sosisler ve falafeller tam piknik sofrasına göre. Özellikle Lidl'ın o taze fırın bölümünden alacağınız tuzlu çörekler veya kruvasanlar pikniğin kalitesini bir anda artırabiliyor.
Piknik sofrasında mutlaka göreceğiniz birkaç ikonik lezzet var. İlki, tuzlu ve çıtır patates cipsleri (crisps). Bizde cips daha çok akşam atıştırmalığıyken, burada sandviçlerin yanında bir garnitür gibi tüketiliyor. İkincisi ise yaz aylarının vazgeçilmezi olan Pimm's. İçine salatalık, çilek, nane ve taze meyveler doğranarak hazırlanan bu içecek, İngiliz pikniklerinin resmi sembolü sayılır.
Çimlerin Gizli Islaklığı ve Doğru Ekipman
İngiltere'de pikniğe giderken yapabileceğiniz en büyük hata, yanınıza altı muşamba kaplı olmayan sıradan bir örtü almaktır. Hava ne kadar sıcak ve güneşli görünürse görnsün, o meşhur İngiliz çimleri her zaman gizli bir neme sahiptir. Yarım saat çimlerde oturduktan sonra ıslak bir kıyafetle kalkmak istemiyorsanız, su geçirmez tabanlı bir piknik battaniyesi edinmek şart.
Eğer yanınızda örtü taşımak istemiyorsanız veya daha konforlu bir gün geçirmek niyetindeyseniz, Londra’daki büyük parkların sunduğu imkanları değerlendirebilirsiniz. Örneğin Hyde Park veya Kensington Gardens gibi devasa alanlarda, Serpentine gölü yakınlarında kiralık şezlonglar bulmak mümkün. Kartla ya da nakitle ödeyebileceğiniz £5-6 civarındaki bu şezlonglardan birini kapıp kitabınızı açmak, şehir merkezinde bir vahada hissettiriyor.
Parklarda Hayat Kurtaran Kurallar
Bu kadar özgürlükçü bir ortamın arkasında, herkesin sıkı sıkıya uyduğu ve uymak zorunda olduğu bazı kurallar var. İlk kez piknik yapacakların en çok şaşırdığı şey mangal yasağı olabilir. Londra dahil pek çok şehirdeki parklarda tek kullanımlık mangallar (disposable BBQ) ve açık ateş yakmak, yangın riskleri ve çimlerin zarar görmemesi için kesinlikle yasak. Ateş yakmaya kalktığınız an bir park görevlisi ya da belediye yetkilisi yanınızda bitiverir.
Alkol tüketimi konusunda ise kurallar parka ve bulunduğunuz bölgeye (council) göre değişiyor. Royal Parks statüsündeki pek çok büyük parkta kendi halinizde içki içmenize kimse karışmazken, bazı yerel parklarda "Public Spaces Protection Order" (PSPO) uyarınca alkol tüketimi tamamen yasaklanmış olabiliyor. Gitmeden önce parkın girişindeki tabelaları okumak bu yüzden önemli.
En kutsal kural ise tahmin edeceğiniz gibi temizlik. Pikniğiniz bittiğinde etrafta tek bir çöp bile bırakmamanız bekleniyor. Parklarda genellikle büyük çöp kutuları bulunur, eğer dolularsa çöpünüzü yanınızda taşıyıp en yakın boş kutuya ya da evinize götürmeniz buranın yazısız ahlak kuralıdır.
Park İçi Sosyalleşme ve İnsan İzlemece
İngiliz parklarında sadece oturup insanları izlemek bile kendi başına harika bir aktivite. Bir tarafta yürüyüş yollarında koşanlar, diğer tarafta çimlere uzanıp güneşin tadını çıkaran onlarca insan görüyorsunuz. Gençler genellikle yanlarında getirdikleri taşınabilir hoparlörlerden hafif bir müzik açıp frisbee oynuyor, yaşlılar ise kitap okuyor. Kimse kimseyi süzmüyor, kimse kimsenin ne giydiğiyle ya da ne yediğiyle ilgilenmiyor. Bu rahatlık hissi, insanın parkta geçirdiği zamanı çok daha kaliteli kılıyor.
Yanınızda götüreceğiniz küçük bir iskambil destesi veya mini kutu oyunu, pikniğin süresini uzatmak için harika bir bahane olabilir. Güneş yavaş yavaş batmaya başladığında havanın ne kadar hızlı serinlediğine şaşırabilirsiniz. Bu yüzden yanınıza her ihtimale karşı ince bir hırka veya ceket almak, o keyifli günün üşümeyle bitmesini engeller.