Türk Bakkallarında Aradığımı Bulma Hali
AlışverişMahalledeki Türk bakkalına ilk adımımı attığımda rafların arasında gezerken kendimi eski bir alışkanlığı tekrar eder gibi buldum. Peynir reyonunda uzunca oyalanmam bundan. İngiltere marketlerinde rastladığım halloumi ve cheddar çeşitleri ne kadar güzel olsa da ezine peynirinin yoğunluğu, kaşarın o hafif yağlı dokusu, tulumun küf kokusuna çalan tuzu başka bir şey. Burada satılan ürünlerin çoğu Türkiye’den geliyor ve ambalajları tanıdık; fiyatlar biraz yüksek ama tadı birebir. Bazı markalar neredeyse tüm bakkallarda ortak: Sütaş, Tahsildaroğlu, Muratbey, Mis, Yörsan yerine artık çoğunlukla Aynes ya da İçim denk geliyor. Tulumda Erzincan seçenekleri çok yaygın. Birkaç kez farklı markalar denedim, tadı tam aradığım gibi çıkmayınca alışık olduğuma döndüm. Bakkal sahibinin de ayrı bir favorisi var; her defasında dil peyniri öneriyor, ben de elimde olmayan bir kahvaltı keyfi bahanesi yaratıyorum.
Zeytin konusunda geniş seçenek
Zeytin rafı biraz daha renkli. Türkiye’de hep aynı türü alırdım, burada merakıma yenik düşmeye başladım. Gemlik tipi en güvenli seçenek. Kuru sele bulunca stoklamayı alışkanlık haline getirdim çünkü bazı bakkallar nadiren getiriyor. Bir ara Edremit tipi iri taneli bir kavanoz denedim; hafif tuzlu ve daha etli. Memnun kaldım ama fiyatı biraz daha yüksekti. Burada ilginç olan, zeytinin taze gelmesi için bakkalların haftalık sipariş sistemine çok önem vermesi. Hatta kapının önünde kasa kasa yeni ürünleri görünce bir an İstanbul’da semt pazarına dönmüşüm gibi hissettim.
Sucuk konusu biraz hassas
Sucuk İngiltere’de en tartışmalı Türk ürünü olabilir. Bazı markalar damakta güzel bir baharat dengesi bırakırken bazıları fazla kuru veya fazla yağlı gelebiliyor. Benim denediğim markalar arasında üç tanesi öne çıktı:
- Pınar – tadı daha yumuşak, hafif baharatlı, kahvaltıya uygun.
- Şahin – biraz daha acı, mangal tadını andırıyor.
- Efepasa – yağ dengesi iyi, ince dilimleyince çok güzel kızarıyor.
Bir keresinde bakkalda “ablacım bundan memnun kalırsın” diyerek elime farklı bir marka tutuşturdular, eve gelip tavaya attığımda baharat kokusu tüm mutfağı doldurunca yüzümde istemsiz bir gülümseme belirdi. Tam Türkiye kokusu.
Fiyatlar ve neyin pahalı olduğu
Peynir ve zeytin İngiltere şartlarına göre pahalı kategoride. Bunun nedeni taşımacılık ve sınırlı dağıtım. Sucuk ise ürün ve marka farkına göre geniş bir skalada. Kimi bakkalda aynı markanın fiyatı iki sokak ilerideki bakkaldan farklı olabiliyor.
| Ürün | Ortalama Fiyat Aralığı |
|---|---|
| Peynir (Ezine, Tulum, Kaşar) | £7 – £16 |
| Zeytin (Gemlik, Edremit) | £4 – £9 |
| Sucuk | £7 – £14 |
Fiyatlar zaman zaman kampanyaya giriyor. Hatta bir bakkalda belirli markalara “3 al 2 öde” tarzında bir etkinlik vardı, ama stoklara güven olmaz diye peynir için cesaret edemedim.
Nerelerde bulunuyorlar?
Türk bakkallarının çoğu zaten mahalle arasında, özellikle Türk nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde. Kuzey Londra’da birkaçına denk geldim; hepsi kendine göre bir düzen kurmuş. Birinde zeytinle peynir aynı rafta, diğerinde iki katlı dükkanın üst katı tamamen şarküteri gibi düzenlenmiş. Hepsinde ortak şey ise çalışanların aşırı sohbet etmeye hevesli olması; sanki yıllardır aynı mahallede oturuyormuşum gibi hissettiriyorlar. Benim için en pratik olanı eve yakın küçük bir bakkal. Raf düzeni bazen dağınık olsa da içeri girince taze pide kokusu almak her şeyi dengeliyor. Zaman zaman erken gidip sıcak simit bile yakaladığım oluyor.
Gerçekten Türk tadına en yakın ürünler hangileri?
Damak hafızası güçlü bir şey. Benim için tam Türkiye’deki gibi olanları ayrı bir listeye aldım:
- Ezine tipi beyaz peynir – özellikle koyun sütü olanlar.
- Kuru sele zeytin – tuzu yerinde olanlar.
- Şahin acılı sucuk – hafif kızarınca bile lezzet patlıyor.
- Muratbey taze kaşar – tostta çok güzel eriyor.
Her bakkalın kendine göre bir ithalat zinciri var. Bazıları daha çok Ege ürünleri getiriyor, bazıları İç Anadolu ağırlıklı. Bu yüzden gezdikçe seçenekler çoğalıyor ve hangi bakkaldan ne alınacağını keşfetmek bir tür mini harita oluşturuyor.
Depolama konusunda bir iki küçük detay
Peynirlerin tadının değişmemesi için buzdolabında kapalı saklamak gerekiyor; bazıları havayla temas edince fazla tuzlu oluyor. Sucuğu da genelde derin dondurucuda saklıyorum, tek tek ayırıp paketlemek pratik oluyor. Buradaki bakkallarda vakumlu paket sistemi yaygın değil; o yüzden uzun süre saklayacaksam küçük parçalara bölüyorum.
Bir alışveriş sırasında yaşadığım küçük bir sahne
Geçenlerde sırada beklerken önümdeki teyze biraz fazla almış olacak ki çalışan “ablam bu peynir ne güzel geldi, yazın bununla karpuz yanına çok iyi gider” dedi. İçimden “karpuz burada nasıl bulunacak acaba” diye geçirdim ama o an Türkiye’de yaz akşamını hatırlayınca istemsizce gülümsedim. İnsan hiç tanımadığı bir ülkede küçücük bir bakkal içinde bile tanıdık duygular yakalayınca adım adım yerleşiyor gibi hissediyor.
Markalara göre küçük bir karşılaştırma
Kendi deneyimlerimden yola çıkarak üç ürün grubunu şöyle toparlayabilirim:
| Kategori | Marka | Not |
|---|---|---|
| Peynir | Sütaş | Dengeli tuz, pratik günlük kullanım. |
| Peynir | Tahsildaroğlu | Daha yoğun aroma. |
| Zeytin | Gemlik | Güvenli tat. |
| Zeytin | Edremit | Daha dolgun taneli. |
| Sucuk | Pınar | Yumuşak baharatlı. |
| Sucuk | Efepasa | Kızartma için ideal. |
Kendime en çok neyi alışkanlık edindim?
Her alışverişte mutlaka yeni bir ürün denemeyi. Bir önceki gün aldığım zeytinin tadı hoşuma gitmişse onu tekrar alıyorum ama raflarda farklı bir marka gördüysem mutlaka kontrol ediyorum. Sanki bu küçük araştırmalar, yeni bir ülkede kendi düzenimi kurmanın minik bir parçasıymış gibi geliyor.
Son satırlarına doğru kendi notlarım
Türk bakkalları biraz da moral deposu gibi. Raflar arasında gezdikçe insan kendi kültürünü yanında taşıdığını hissediyor. Yabancı bir ülkede ev yemeği yapmak istediğimde ilk koştuğum yer yine bu bakkallar oluyor. Kapıdaki hal hatır soran çalışanlar, rafların arasında birbirine “şu daha iyi kızım, bunu dene” diyen müşteriler… Burada alışveriş sadece ihtiyaç gidermek değil, bir parça tanıdıklık toplamak gibi.