IngiltereRehberi

Notice Period Neden Bu Kadar Sinir Bozucu?

Notice Period Neden Bu Kadar Sinir Bozucu?İş & Kariyer

İşten ayrılmaya karar verince karşıma çıkan ilk duvar notice period oldu. Sanki kendi hayatım üzerindeki kontrolü biri elinden almış gibi hissettiren bir süreç. Kaç hafta beklemem gerektiğini hesaplamaya çalışırken sözleşmedeki maddeleri defalarca okudum. Bazı cümleler öyle yuvarlak ki insanı bilerek belirsizliğe itiyor. İngiltere’de sistem net aslında; yine de pratikte karşılığı insanda hafif bir sıkışma yaratıyor. Çoğu sözleşmede minimum 1 hafta ama sektör, rol ya da kontrat yapısına göre daha uzun notice period gelebiliyor. Bazı arkadaşlarımın 3 ay beklediğini duyunca içimden “umarmışsın ki yeni iş seni gerçekten bekler” diye geçirdim. Benimki neyse ki daha standarttı, fakat yine de o süre içinde insanların senden aynı verimi beklemesi biraz ironik. Bir ayağın içeride, diğeri dışarıda gibi.

Hesap nasıl yapılıyor?

Notice period genelde “çalışılan süreye göre” belirlenen bir mantığa bağlı. Yine de kontrat her şeyin üstünde. Kontratın ne yazıyorsa odur. Hesap yaparken HMRC’nin standartlarına baktım, sonra kendi kontratımda yazanla karşılaştırdım. Bu küçük çaplı muhasebecilik o kadar doğal bir rutin olmaya başladı ki şaşırıyorum bazen. Maaş kesintilerinden vergi kodlarına kadar ne varsa inceliyorum. Notice period da aynı zihniyeti istiyor.

Çalışma SüresiYasal Minimum Notice
1 aydan 2 yıla kadar1 hafta
2 yıldan fazlaHer yıl için +1 hafta (maks. 12 hafta)

Yasal minimum böyle ama sözleşme farklı bir şey yazıyorsa onu uyguluyorsun. İşin garibi, bazen daha kısa notice isteyen şirketler bile var. O durumlarda da çalışan lehine olan uygulanıyor. Hesap gününe dair bir şey daha: Notice period başlangıcı, işverene istifa mektubunun ulaştığı gün sayılmıyor; genelde ertesi gün sayılabiliyor. Bu küçük detay bile tarih planlamasını değiştirebiliyor.

Neden herkes bu sürede böyle gergin?

İhbar süresinde tuhaf bir psikoloji var. Bir yandan yeni düzeni planlamaya çalışıyorum, bir yandan mevcut yerde “şunu da tamamlarız değil mi?” bakışlarını yakalıyorum. İnsan kendini otomatik olarak yarım bırakılmış işler arasında sıkışmış buluyor. Tanımadığım bir duygu değil, İngiltere'ye geldikten sonra birçok konuda “arada kalmışlık” hissi yaşadım zaten. Bir de şu var: Notice period ücretli bir dönem. Yani maaşın gelmeye devam ediyor. Bu iyi tarafı. Fakat bazen kullanılan yıllık izin notice period’dan düşülüyor, bazı şirketler izin kullanılmasına bile sıcak bakmıyor. Bu gibi detaylar tam anlamıyla şirket kültürüne bağlı. Ben notice süresini hesaplarken önce bunu netleştirdim, izinlerin akıbetini öğrenmek istedim. İnsan tatil planı yaparken bile hukuki metin okuyor gibi hissediyor.

Erken ayrılma mümkün mü?

Kontratta yazandan daha kısa notice ile ayrılmak için iki yöntem gördüm. Ya şirket kabul edecek, ya da “garden leave” verecek. Garden leave fikri dışarıdan hoş duruyor; işverene karşı yükümlülük devam ederken fiilen çalışmıyorsun. Bazı şirketler bunu güvenlik veya veri koruma gerekçesiyle tercih ediyor. Tabii herkesin hayali değil mi; maaş yatar, sen evdesin. Benim deneyimimde böyle bir durum olmadı. Yine de notice period konuşulurken insanlar hep bir umutla soruyor: “Acaba daha kısa yapabilir miyim?” Bu arayış biraz kaçma isteğinden geliyor bence. Çünkü ayrılmaya karar verdiğin anda zihnin zaten yeni yerde.

İstifa mektubu meselesi

Notice period’ın başlaması için istifayı yazılı vermek şart. Bazı şirketler e-mail kabul ediyor, bazıları sistem üzerinden talep istiyor. Kısa ama net bir cümle yazıyorsun: Resignation. Yapılacak şey çok basit aslında ama yazarken insanın eli hafif titriyor. Hayatında başka bir sayfa açıldığının küçük ama kesin bir işareti. O e-maili gönderdikten sonra geri dönüş yok hissi çökerken, aynı anda bir rahatlama da geliyor.

Tarih hesaplamak neden bu kadar dert?

Notice süresinin hangi gün başlayıp hangi gün biteceğini hesaplamak kendi içinde küçük bir matematik problemi gibi. Ben bu hesabı yaparken takvimde günleri tek tek işaretledim. Bank holiday girerse ne olur, hafta sonu sayılır mı gibi sorular kafamı kurcaladı. Sözleşmede ne yazıyorsa o. Genelde takvim günü olarak sayılıyor ama bazı kontratlar “working days” diye özellikle belirtmiş olabiliyor. Böyle olunca hesap tamamen değişiyor. İngiltere’de birçok süreç gibi bu da disiplin gerektiriyor. Ne kadar erken netleştirirsen o kadar az sıkıntı çekiyorsun. Notice period boyunca insanın içindeki gerginlik hafif hafif çözülüyor. O son güne yaklaştıkça bir düzen kapanıp başka bir düzen açılacak hissi beni heyecanlandırdı.

Bu süreçten ne kaldı?

Notice period sadece işten ayrılma süresi değil, insanın kendini konumladığı yerle ilgili de bir test gibi. Ne kadar kopmuşsun, ne kadar bağlısın, yeni planların ne kadar gerçek… Bunların hepsi bu kısa süre içinde yüzeye çıkıyor. Ben kendi payıma, hesaplamasını yapınca kafam biraz daha netleşti. Gerginlik azaldı. En azından süreç teknik olarak kontrolümdeydi. Kendi adıma, bu ülkede her şey gibi ihbar süresi de seni biraz daha sistemin içine çeken bir yapı. Ne zaman başlayacağını, ne zaman biteceğini, hangi gün kimin hakkı olduğunu bilmek istiyorsan kontratı tekrar tekrar okuyorsun. Kulağa sıkıcı geliyor olabilir ama insan alışıyor. Sonunda notice period’un bittiği o gün geldiğinde, garip bir özgürlük hissi bıraktı bende. Beklemenin ağırlığı kalkınca nefes almak kolaylaşıyor

Paylaş
FacebookXWhatsApp
İlgini Çekebilir