IngiltereRehberi

Networking Etkinlikleri: Mecburi Sosyallik

Networking Etkinlikleri: Mecburi Sosyallikİş & Kariyer

Türkiye’deki gibi ‘dayı’ sisteminin burada işlemediğini hemen anladım. Burada işler networking üzerinden yürüyor. Yani tanımadığın insanlarla tanışıp, samimi olmaya çalışıyorsun ki, yarın bir gün bir kapı açılsın. Bu aslında tam da benim gibi içe dönük biri için en zor şey. Zorlama bir sosyallik, sanki bir performans sergiliyorsun. Ama freelance işler peşinde koştuğum ve kariyerimi büyütmek istediğim için, meetup etkinliklerine katılmak artık kaçınılmaz bir görev oldu. Londra’da networking etkinlikleri cenneti var resmen. Meetup.com, Eventbrite gibi siteler, her akşam yüzlerce farklı konuda etkinlik listeliyor. Yazılımcı buluşmaları, start-up sunumları, sektör odaklı paneller... İlk başta hangisine gideceğimi şaşırdım. Önce kendi alanıma odaklandım. Orada bile bazen yanlış etkinliğe denk geliyorsun. Mesela bir keresinde, ‘Gelişmiş Veri Modelleme’ diye gittiğim etkinlik, üç kişinin bira içip dertleştiği bir şeye dönüştü. Hayal kırıklığı.

İngiliz Usulü “Small Talk” Nasıl Yapılır?

Bu etkinliklerdeki en büyük zorluk, o ilk iletişimi kurmak. Türk kültüründe daha direkt yaklaşırsın: “Ne iş yapıyorsun?” diye sorarsın. Burada öyle olmuyor. Önce havadan sudan, hava durumundan, oradaki ikramlardan konuşmak gerekiyor. İşte o meşhur Small Talk. Bazen o kadar anlamsız konular üzerine konuşmak zorunda kalıyorsun ki, içimden “Tanrı aşkına, iş konuşalım artık!” demek geliyor. Ama sabırlı olmak lazımmış. Çünkü amaç, bir anda kartvizit fırlatmak değil, karşındaki insana kendini güvende ve rahat hissettirmek. Bir taktik öğrendim: Masada yalnız duran birini bulmak. Kalabalık gruplar zaten kendi aralarında kaynaşmış oluyor ve aralarına girmek zor. Yalnız duranlar da genelde benim gibi biraz çekingen veya yeni gelenler oluyor. Yanına gidip, "Bu etkinlikte ilk defa mısınız?" gibi basit bir soruyla başlayınca kapı açılıyor. Kimse ilk başta kariyer hedeflerini anlatmak istemiyor, herkes sadece biraz insan bağlantısı arıyor. Networking etkinliklerinde genellikle ücretsiz içecek ve atıştırmalık olur. İşte o anlarda yaşanan gerginlik... Bir elinde içecek, diğerinde yiyecek tabağı varken nasıl tokalaşacaksın? Benim gibi sakar biri için tam bir stres kaynağı. Mecburen içeceği bir yere bırakıp, avucumu ceketimin kumaşına silip tokalaşmaya çalışıyorum. O anda bile kafamda, ‘Acaba elim terli miydi? Çok mu sıktım?’ gibi bin tane düşünce dönüyor.

Bağlantıları Nasıl Takip Etmeli?

Etkinlikten sonraki süreç de en az oraya gitmek kadar önemli. Bir sürü insanla konuştun, kartvizitler aldın veya LinkedIn’den bağlantı kurdun. Eğer bir takip yapmazsan, o kurulan ilişki anında eriyip gidiyor. Benim stratejim şu oldu:

  • Etkinlikten sonraki 24 saat içinde LinkedIn bağlantı isteği göndermek.
  • İstek mesajına, nerede tanıştığımızı ve konuştuğumuz spesifik bir konuyu eklemek. Mesela, “Dün akşam [Etkinlik Adı]’nda A/B testi konusunda konuştuğumuz Ozan ben.”
  • Eğer konu çok ilgimi çektiyse, birkaç gün sonra o konuda bulduğum faydalı bir makaleyi veya kaynağı onlara göndermek. Buna Value Add deniyor; sadece bir şey istemek yerine, bir değer katıyorsun.

Bu takip meselesi inanılmaz enerji istiyor. Bazen bir hafta boyunca beş farklı etkinliğe katıldım ve cuma akşamı eve geldiğimde, resmen sosyal jet-lag yaşamış gibiydim. Beş farklı insana mesaj yazmak, konuştuklarımızı hatırlamak... Yorucu. Ama işte o zaman fark ediyorsun ki, bu şehirde kalıcı olmak ve ilerlemek istiyorsan, bu İş ağı oluşturma sürecini bir zorunluluktan ziyade, bir yatırım olarak görmen gerekiyor. İlk zamanlar sadece zorunluluktu, şimdi ise aralarında gerçekten ilginç insanlar olduğunu fark etmeye başladım. Belki de bu kadar kızgın olmamalıyım, sonuçta yeni kapılar açılıyor.

Paylaş
FacebookXWhatsApp
İlgini Çekebilir