IngiltereRehberi

Kış Hastalıkları ve NHS

Kış Hastalıkları ve NHSSağlık

Londra’da kış demek, sadece trafik sıkışıklığı ya da erken kararan hava demek değil. Aynı zamanda o meşhur İngiliz soğuğu ve nemiyle gelen Kış Hastalıkları demek. Herkes öksürüyor, hapşırıyor. Metro vagonları, virüslerin bayram ettiği yerler gibi. Tabii ki ben de bu salgından nasibimi aldım. Hafif bir grip ve soğuk algınlığı... Hemen panik oldum. Türkiye’de olsa annem bir tas çorba yapar, anında doktora giderdin. Ama burası İngiltere ve burada her adım, bir prosedüre bağlı. Özellikle NHS (National Health Service) ile temas kurmak, sabır gerektiren bir sınav. Eğer ölüm döşeğinde değilsen, GP (Genel Pratisyen) randevusu almaya çalışma. NHS'in mottosu: Kendin hallet. GP’ler, ciddi veya uzun süreli sağlık sorunları için. Basit soğuk algınlığı, grip, öksürük gibi durumlar için başvuracağın ilk yer, mahalle eczanesi (Pharmacy).

Eczane Ziyareti: NHS’in İlk Savunma Hattı

Eczaneler, İngiltere sağlık sisteminin ilk savunma hattı. Eczacılar (Pharmacist), basit rahatsızlıklar için uzman tavsiyesi ve reçetesiz ilaçlar konusunda GP’ler kadar yetkili. Başım ağrıyor, boğazım şişmiş ve hafif ateşim var. Hemen eczaneye gittim. Durumumu anlattım. Eczacı, birkaç soru sordu: "Yutkunma zorluğu var mı?", "Nefes darlığı çekiyor musun?". Türkiye’de bu kadar detaylı sorgulanmazdım. Eczacı, bana basit Paracetamol (Ağrı kesici) ve bir boğaz spreyi önerdi. Bir de zencefil çayı ve bol sıvı takviyesi. NHS Rehberi bunu söylüyor: Semptomları yönet. Eczacı, eğer belirtiler 5 günden fazla sürerse veya ateş yükselirse o zaman GP’yi aramam gerektiğini tembihledi. Bu, sistemi meşgul etmeme kültürü sanırım. Aslında mantıklı ama insana "neden randevu alamıyorum?" hissi de veriyor. Eczane alışverişi ve ilaç temini deneyimini zaten kazanmıştım ama kışın bu daha da kritik hale geliyor.

GP Randevusu: Çaresizlik Anları

Neyse ki benim durumum eczanede çözüldü. Ama ya daha ciddi olsaydı? GP kaydımı tamamlamış ve ilk randevumu almıştım, süreci biliyorum. Ama kışın GP randevusu almak, yazınkinden bile zor. Çoğu zaman, sabah 8’de telefonun başına oturup dakikalarca beklemek gerekiyor. Buna ‘The 8 am Rush’ diyorlar. Eğer şanslıysan, sana aynı gün içinde bir telefon randevusu (Telephone Consultation) veriyorlar. Gidip görme olayı lüks sayılıyor. Telefon randevusunda, doktor seni arıyor ve durumu dinliyor. Eğer gerçekten yüz yüze görmesi gerekiyorsa, o zaman seni kliniğe davet ediyor. Bu süreç, bazen sinir bozucu olabiliyor. Oysa insan kendini kötü hissederken, en son isteyeceği şey, bir telefon kuyruğunda beklemek. Bu kış hastalıklarına karşı önlem almak, en iyi savunma. Bu yüzden:

  • Grip Aşısı (Flu Jab): Risk grubunda olmasam da, eczanelerden ücretli olarak grip aşısı yaptırmak mümkün. Özellikle kronik bir rahatsızlığın varsa veya yaşlıysan, NHS bunu ücretsiz sağlıyor.
  • Vitamin D Takviyesi: Londra’nın karanlık kış günlerinde güneş görmek zor. D vitamini takviyesi almanın, hem fiziksel hem de Mental Health açısından önemli olduğunu okudum.
  • Hijyen: Metroya binerken el dezenfektanı kullanmak ve genel hijyene dikkat etmek, ne kadar basit görünse de, fark yaratıyor.

İngiltere’de sağlık sisteminin amacı, kritik vakalara odaklanmak. Basit soğuk algınlığı için sisteme yük olmamamız bekleniyor. Bu, ilk başta garip gelse de, alıştığın zaman pratik bir yöntem. Yine de, her hapşırdığımda, "Acaba bu NHS'i aramayı gerektirecek kadar ciddi mi?" diye düşünmeden edemiyorum. Bu da işte, bir göçmenin yaşadığı bitmek bilmeyen kültürel adaptasyon çabası.

Paylaş
FacebookXWhatsApp
İlgini Çekebilir