İngiltere'de Ev Sigortası: Contents ve Buildings Insurance Olayı
Ev & YaşamEvi tuttuktan sonra emlakçının önümüze koyduğu o bitmek bilmeyen evrak işleri arasında fark ettim ki, İngiltere’de ev sigortası mevzusu Türkiye’deki gibi "DASK’ı yap geç" rahatlığında değil. Bizde çoğunlukla zorunlu deprem sigortası dışında konut sigortası lüks gibi görülür ama burada sistem seni iki farklı poliçe arasında düşünmeye zorluyor: Buildings Insurance ve Contents Insurance. İlk duyduğumda "Ne farkı var abi, ikisi de ev işte" demiştim ama kazın ayağı öyle değilmiş. Yanlış poliçeyi seçmek ya da eksik bilgiyle yola çıkmak, yarın bir gün başımıza bir iş geldiğinde cebimizden binlerce pound çıkması anlamına gelebilir.
İngiltere'de ev sigortası yaptırmak zorunlu mu?
Bu sorunun cevabı aslında tamamen senin bu ülkede hangi sıfatla oturduğuna bağlı. Süreç kiracılar ve ev sahipleri için tamamen iki farklı dünyaya ayrılıyor.
Eğer kiracıysanız
Kanunen hiçbir sigortayı yaptırma zorunluluğunuz yok. Ama dürüst olalım, kiraladığınız o eve yerleştirdiğiniz televizyon, laptop, oyun konsolu, kıyafetler hatta bisikletiniz bile tamamen size ait. Yarın bir gün üst kattaki komşunun borusu patlasa ve sizin salondaki eşyalar çöp olsa, ev sahibinin sigortası sizin eşyalarınızı karşılamıyor. Ev sahibinin sigortası sadece kendi malını, yani binayı korur. Bu yüzden kendi cüzdanınızı korumak için Contents Insurance yaptırmak en mantıklı hareket.
Eğer ev sahibiyseniz
Nakit parayla ev almadıysanız (ki çoğumuz mortgage kuyruğundayız), banka kapıyı açarken sizden zorunlu olarak Buildings Insurance istiyor. Adamlar parayı riske atmak istemiyor haliyle. Nakit alanlar için yasal bir zorunluluk yok ama yangın ya da sel gibi bir durumda oluşacak masraflar yüz binlerce poundu bulabileceği için sigortasız ev sahibi görmek neredeyse imkansız.
Buildings Insurance tam olarak neyi kapsıyor?
Bunu araştırmaya başladığımda sigortacıların pratik bir tanımını buldum: Evi çatısından tutup ters çevirdiğinde aşağı düşmeyen ne varsa Buildings Insurance kapsamına giriyor. Yani binanın kendisi, fiziksel yapısı.
- Çatı, dış duvarlar, pencereler ve kapılar
- Mutfak dolapları ve banyo tesisatı
- Kalorifer sistemi, kombi ve elektrik altyapısı
- Garaj ve bahçe duvarları
Genelde yangın, yıldırım, fırtına, sel, boru patlaması veya vandalizm gibi ani ve beklenmedik olaylarda bu sigorta devreye giriyor. Ama gidip de "Çatı eskimişti, su sızdırıyor, hadi sigortadan yaptırayım" diyemiyorsun. Rutubet, küf ya da normal yıpranma gibi bakımsızlıktan kaynaklanan durumları buralarda asla kapsam içine almıyorlar. Sigorta ani şokları sever, yılların ihmalini değil.
Contents Insurance ne işe yarar?
Bu da tam tersi; evi ters çevirdiğinde yere düşen her şey. Yani taşınırken kamyona yükleyip götürebileceğin kişisel eşyaların.
- Elektronik cihazlar (Televizyon, bilgisayar, telefon, tablet)
- Mobilyalar, halılar ve yataklar
- Kıyafetler, mücevherler ve hatta çocukların oyuncakları
Hırsızlık, yangın veya su baskını gibi durumlarda bu eşyaların zarar görmesi ya da çalınması riskine karşı bu poliçe hayat kurtarıyor. Bazı paketlerin içinde anahtar kaybı veya ev oturulamaz hale geldiğinde geçici konaklama masraflarını karşılama gibi güzel detaylar da olabiliyor.
Ev sahipleri ve kiracılar için hangi poliçe gerekiyor?
Eğer kiracıysanız işiniz basit; binanın kendisiyle işiniz olmadığı için sadece kendi eşyalarınızı güvenceye alan bir Contents Insurance poliçesi bütçenizi sarsmadan işi çözer.
Ev sahibiyseniz iki büyük riskiniz var: Hem binanın yıkılma tehlikesi hem de içindeki eşyaların zarar görmesi. Bu yüzden ev sahipleri genellikle ikisini birleştirip tek bir paket halinde satın alıyor. Şirketler de zaten bunu bildiği için kombine paketlerde güzel indirimler tanımlayabiliyor; hem daha ekonomik oluyor hem de tek bir poliçeyle uğraşıyorsunuz.
Eğer evinizi eşyalı olarak (furnished) kiraya veren bir landlordsanız durum biraz daha değişiyor. Standart poliçeler yerine Landlord Insurance yaptırmanız gerekiyor. Çünkü içerideki koltuk da beyaz eşya da sizin. Bu özel poliçeler, kiracının eve verebileceği zararlardan tutun da kira kaybına veya hukuki masraflara kadar birçok ek teminat sunuyor.
Sigorta sisteminin en can sıkıcı kelimesi: Excess
İngiltere’de araba sigortasından da bildiğim o meşhur Excess kavramı burada da karşımıza çıkıyor. Hasar durumunda sigorta şirketinin parayı ödemeden önce senin cebinden çıkmasını şart koştuğu ilk tutar bu.
Sistemde iki tür excess var: Compulsory (Zorunlu) ve Voluntary (Gönüllü). Compulsory kısmına şirket karar veriyor, ona dokunamıyorsun. Ama Voluntary kısmını sen kendin belirleyebiliyorsun.
Küçük bir hesap yapalım: Hasar tutarınız £2.000 olsun. Poliçeyi kurarken excess tutarını £250 olarak seçtiyseniz, sigorta şirketi size £1.750 öder. İlk £250'ı siz cebinizden karşılarsınız.
Aylık primleri düşürmek için bu gönüllü excess miktarını yüksek tutmak bir taktik (mesela £100 yerine £300 seçmek) ama yarın bir gün bir hasar anında o parayı gerçekten tık diye ödeyebilecek durumda olmanız lazım. Sırf prim düşsün diye gaza gelip yüksek rakamlar yazmamak gerek.
Hasar anında claim süreci nasıl işliyor?
Evde bir aksilik çıktı ve hasar oluştu diyelim. Burada ilk kural panik yapmadan hasarın büyümesini engellemek. Boru mu patladı? Hemen vanayı kapatacaksın. Sigorta şirketi "Neden izledin?" diye soruyor çünkü. Sonraki adımlar ise tamamen kanıt toplama üzerine kurulu.
- Kanıtları toplayın: Hasarın fotoğrafını, videosunu çekin. Varsa eski faturaları bulun. Hırsızlıksa hemen polisten referans numarası alın.
- Şirketi bilgilendirin: Birçok yeni nesil şirket artık mobil uygulama üzerinden veya online tık diye claim açtırıyor.
- Eksper süreci: Hasar büyükse eve mutlaka bir eksper (loss adjuster) damlıyor. Küçük şeylerde fotoğraflar üzerinden de onay verebiliyorlar.
- Çözüm: Şirket duruma göre ya hesaba parayı yatırıyor ya da kendi anlaşmalı ustalarını gönderip tamiratı yaptırıyor.
Bu primleri neye göre hesaplıyorlar?
Araba sigortasında olduğu gibi evde de algoritma tamamen risk hesabı yapıyor. En büyük etken tabii ki Postcode. Yaşadığınız mahallede hırsızlık oranı yüksekse ya da nehre yakın bir yerdeyse (sel riski varsa) geçmiş olsun, prim doğrudan yukarı fırlıyor.
Bunun dışında binanın satış değeri değil, yeniden inşa maliyeti (rebuild cost) Buildings Insurance için baz alınıyor. Evi sıfırdan yapmak ne kadar tutar? Algoritma buna bakıyor. Contents Insurance tarafında ise içerideki eşyaların toplam değerini doğru tahmin etmeniz çok önemli. Sırf prim ucuz çıksın diye £30.000'lık eşyaya £10.000 derseniz, yarın bir gün hasar anında sigorta şirketi "Eksik beyan verdin" diyerek ödemeyi kuşa çevirebilir.
Ayrıca evde alarm sistemi, CCTV, yüksek güvenlikli kapı kilitleri veya duman dedektörü bulunması gibi detaylar da risk algısını düşürdüğü için primlerde ufak da olsa aşağı yönlü hareket sağlayabiliyor.
Gözden kaçmaması gereken ek teminatlar
Standart bir poliçe aldığınızda her şey dahil sanıyorsunuz ama İngiliz sigorta sistemi ek paketleri (add-ons) çok sever. Poliçeyi alırken şu detaylara dikkat etmekte fayda var:
| Teminat Türü | Neyi Kapsar? | Neden Önemli? |
|---|---|---|
| Accidental Damage | Sakarlık sonucu oluşan hasarlar (Halıya şarap dökülmesi, TV'nin düşmesi) | Özellikle çocuklu veya evcil hayvanlı aileler için olmazsa olmaz. |
| Personal Possessions | Ev dışındaki eşyaların korunması (Laptop, telefon, bisikletin dışarıda çalınması) | Sürekli kafe-ofis arası çalışanlar veya bisiklet kullananlar için hayat kurtarır. |
| Home Emergency | Acil kombi arızası, tesisat patlaması veya kapıda kalma durumları | Gece yarısı usta bulma derdinden ve fahiş acil servis ücretlerinden kurtarır. |
Ayrıca poliçelerde New for Old ibaresine dikkat edin. Bu şu demek: Beş yıllık eski televizyonunuz çalındığında sigorta şirketi onun ikinci el değerini değil, piyasadaki benzer özelliklerdeki sıfır televizyonun parasını ödüyor. En ucuz poliçelerde bu özellik olmayabilir, o yüzden dikkatli okumak lazım.
En sık düştüğümüz yanılgılar
Piyasada saatler geçirince insanların en çok nerede hata yaptığını daha net görüyorsun. İlki, yenileme (renewal) zamanı gelince sigorta şirketinin sunduğu otomatik teklifi sorgulamadan kabul etmek. İlk yıl ucuz gelen fiyat, ikinci yıl sessiz sedasız katlanabiliyor. Her yıl comparison sitelerinden (Compare the Market, Moneysupermarket gibi) yeniden fiyat bakmak şart.
İkincisi ise evdeki her küçük kırık dökük için claim açmaya çalışmak. Unutmayın, her claim geçmişi sistemde birikir ve gelecek yıl priminizin artmasına neden olur. £50'lık bir masraf için gidip £250 excess ödemeli poliçeden hasar talebi açmak mantıksızdır; bazen küçük şeyleri cebinden karşılamak uzun vadede daha ucuza gelir.
Özetle, İngiltere'de başınızı soktuğunuz evi güvenceye almak bir lüks değil, bu yüksek yaşam maliyetleri içinde aslında bir zorunluluk. İhtiyacınız olan kapsamı doğru belirleyip, excess dengesini iyi kurduğunuzda kafanız çok daha rahat ediyor. En azından yağmur yağdığında ya da evden uzun süreliğine ayrıldığınızda arkada ne bıraktığınızı dert etmiyorsunuz.