geldik
Kültürselamlar,
sonunda geldik. bu yazıyı eşimle beraber camden town daki neronun üst katından yazıyorum. jale karşımda telefondan haritayı çözmeye çalışıyo, ben de fırsattan istifade bişiler karalayım dedim. dışarısı ana baba günü, aynı kadıköy haftasonu gibi ama tipler çok farklı.
dürüst olayım ikimizin de kafa biraz "404 not found" modunda şu an. uçak, pasaport sırası, o kadar bavulu sürükle derken pertimiz çıktı. airbnb'ye eşyaları attık kendimizi sokağa zor attık. burası istanbul'dan sonra bi garip geldi. herkes bi yere koşuyor.
iki gündür burdayız, çift olarak ilk izlenimler şöyle:
- hava olayı şaka gibi: temmuz ayındayız güya ama montla oturuyoz. jale gelir gelmez üşüttü zaten hafiften, güneş bi açıyo bi kapıyo, buga girmiş gibi hava.
- market/fiyatlar: kahvelere toplam 7 küsür pound verdik. tl ye cevirince bi bakıştık jaleyle ama yapcak bişi yok. market alışverişi yaptık biraz, peynir zeytin falan aradı gözler tabi.
- trafik: karşıdan karşıya geçerken jale kolumdan çekiştiriyo sürekli "yanlış tarafa bakıyon ezilcez" diye. alışmak zaman alacak.
yarın benim ofiste ilk gün. shoreditch tarafında ofis. jale de bi süre evi çekip çevirecek, etrafı keşfedecek, sonra o da iş bakmaya başlıcak. (onun sektörü burda hareketli, umutluyuz).
ben de heyecan var mı? var. ama daha çok "acaba ne giysem" ve "kimle ne konuşucaz" gerginliği. ingilizce okey ama bunların aksanı bazen çok hızlı geliyo.
şu an tek dert ev bulmak. rightmove a bakıyoruz iki koldan. aile için uygun, güvenli bi yer olsun istiyoruz ama kiralar uçuk. şimdilik 2 hafta airbnbdeyiz, o sürede bi yer bulmamız lazım. yoksa işimiz zor.
neyse kahve bitiyo. biraz kanala doğru yürüyelim dedik. yarın sabah erkenci olmak lazım.
ilerleyen günlerde süreci yazarım yine.
ozan